Marmaris #2

13 Kasım 2008 23:30 da Ataşehir’den kalkacak olan Kamil Koç firmasına ait otobüs ile Marmaris yolunu tuttum. Yolculuk namına pek bir şey yazamayacağım zira otobüse bindiğim gibi deliksiz 8 saat uyku beni bekliyordu. Geri kalan 4 saat ise bildiğin dağ,tarla vs.. görüntülerinden ibaretti. İndiğim gibi dönüş biletimi aldım Marmaris otogarından. Kamil Koç’un otobüsü bel ağrısına sebebiyet vermesi sebebi ile Varan ile geri döneyim dedim. “Kıl müşteriyim, Kamil Koç ile bel ağrısından öldüm o yüzden sizi tercih ediyorum. Umarım pişman olmam.” diyerek dönüş biletimi temin ettim. Arkadaşımın çalıştığı otele doğru kısa bir yolculuk sonrası vardım ve yemek sofrası beni bekliyormuşçasına önüğme serildi. Mideye inen 2 adet lahmacun sonrası İzmir’den gelecek olan diğer dostumu beklerken oda da oyalandım. Yaklaşık bir saat sonrada 3′lü toplanmıştı. Otelde çalışan arkadaşızın mesaisinin bitmesini beklerken SPA’da oyalandık. Hamam, sauna vs..

Okumaya devam et →

Çıkarma

Marmaris’e gittim döneceğim.

Geldim en sonunda evime. Biraz ateş problemim vardı terleyip attık onu da çok şükür. 2 güne neler sığdı neler… Anlatsam uçuklarsın : P

Sihirli Mantar (Magic Mushroom)

Bu ara izlediğim bir filmin kapanğında geçmişler bu bilgiyi. Meraklısıysan oku hele bi;

Halüsinojen özellikteki bu mantar çeşitleri, içeriğindeki zehirli madde sebebi ile tüketildiğinde uyuşturucu etkisi yapar. Bu gibi mantarların bilinçsizce tüketimi ölümle sonuçlanabilecek zehrilenmelere yol acabilir. Hollanda ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde serbest olan Sihirli Mantar kullanımı ülkemizde yasal değildir.

“Ulan Amsterdam’a gideceğim kek yiyeceğim, bok içeceğim.” denilen sohbetlerde geçen mantarların babası bu Sihirli Mantar. Tripleri sayesinde adama tersten gösteriri bazı şeyleri. Önüne gelen denemesin.

Eşeğin tekiyim

Özür dilerim.

Göz Ağrısı

Bu sabah anlamsız bir göz ağrısı ile kalktım. Sol gözüm dışarıdan içeri doğru keskin bir ağrı ile canımı yakıyordu. “Üstüne yattım herhalde.” diye pek umursamadım fakat şu saat oldu hala aynı ağrıyla mücadele ediyorum. İnternete şöyle bir girip bakındığım da göz ağrısının bin bir çeşit sebebi olduğunu gördüm. Bu sebepten hiç bir şeye anlamsız dememek gerekiyormuş. Sörfüm sonrasında göz ağrısının en belirgin sebepleri arasında;

  1. Az ya da aşırı ışıkta çalışma. ( Bu olabilir zira bilgisayar başında geçirdiğim zaman artık iyice arttı ve ışığı stadartlara indiremiyor ve düzgün açıları kullanmıyor olabilirim.)
  2. Sinüzit. (İmkanı yok deyip geçtim.)
  3. İltihaplanma. (Gözle görülür bir belirginlik yok şuan için.)
  4. Göz bozulması. (Astigmat var. Pek yorucu ve ağrıya sebebiyet verici olmadığını okudum.)
  5. Aşırı yüksek göz tansiyonu. (En son muayenemde böyle bir sonuç çıkmamıştı. Birden olmuş olabilir mi?)
  6. Baş ağrısı. (Hafiften var. Mümkün.)

diye devam ediyor. Hatta nörolojik muayenelere tabi tutulanlar bile varmış. O denli ileri gideceğini sanmıyorum. Doktor musun kendine tanı koyuyorsun dersen “İnsan kendi vücudunu biraz da olsa tanımalı.” derim.  : )

Görsel [ Link ]

Cumartesi

Yine tema değiştirdim. Daha bir güzel oldu ama konumuz bu değil. Geçen cumartesi günümden bahsedeceğim biraz. Bildiğin günlük muamelesi çekeceğim bloguma. Gerçi uzun uzadıya yazmaya niyetli değilim ama bakalım.

Nişanlım babama hoşgeldine gelmek için kendini deli gibi bir trafiğe attıktan 2 saat sonra bize ulaşabildi. Hoşgeldin hoşgittin faslı sonrası atladık arabaya doğru Beyoğlu’na. Cihangir’de bir yeri tercih edelim dedik. Arabayı binbir kanaat bulduğumuz ve tam sığacağı kadar olan bir yere parkettim. Sevgilim banyomuz için biraz alışveriş yapmış. Onları da bana göstermek için getirmişti. Hehe oldukça zevklidir sevgilim. Süper bir takım beğenmiş.

Park ettikten sonra o paketleri bagaja koyduk ve Cihangir’de oturacka bir yerler bakmaya gittik. Bir aşağı bir yukarı derken 2 tur atıp hiç masa bulamayınca sıcak içeceklerin olduğu bir yere oturduk. “İki latte lütfen!” Sohbet ettik, güldük vs… Fox TV’de yayınlanan bir dizinin oyuncularıda orada oturmuşlardı. Bir ara onlar gözüme çarptı iye söylüyorum yoksa ömrümde olmaz. 1-1,5 saat sonra ben seni bırakayım o kadar yol, trafik, yalnız gitme dedim sevgilime. Arabaya doğru geldik bir de ne görürsün. Arka kelebek patlamış. Adi hırsızlar! Neyse ki arabada bir şeyler bırakmamıştık. Sadece ettiğimiz küfürlerin uygun kulaklarda çınlamasını temenni edip deli bir trafiğe girdik.

Okumaya devam et →

Mim[log]

Buzcevheri hocam zamanında -zamanında diyeceğim zira üzerinden bayağı bir geçti- mimmişti. Ben ancak cevap verebiliyorum. Bu sebepten şimdiden özürlerimi sana sunarım hocam.

Blogum ile yer değiştirdiğim gibi bir fantazi varsayım karşısında ne gibi cümlelerin bu temiz sayfada yer alacağı konusu işlenecek. Aman dikkat diyeyim çünkü benim blogun ağzı biraz bozuktur.

Ulan Taylan! Kaç zaman oldu hala doğru düzgün bir içerik girmedin. Haber portallarını geçiyorsun bazen, özgün olsana kardeşim. Eskiden ne güzel yazardın sen, şimdilerde *ötün kalktı… İçinden ne geliyorsa onu döktür şuraya. Bak geçen gün sevdiğin canlılardan Rudy doğum yaptı, peki sen ne yaptın? SAdece fotoğrafını koymak ile yetindin. Yazsana altına birkaç cümle…

Bak bu daha bir başlangıç. Konu konu gidersem çok zamanını alırım ve üzerim seni. Zaten kime ne “Blogger açılmış, kapanmış blabla…” Bunu zaten yapan bloglar var. Sen baksana işine. Hem sen bu tarz içeriklerini yayımlayacağın başka bir kardeş hazırlamıyor musun bana? Yok ama nerede! Sinema için de aynı şeyi söylemiştin. Ben kardeş istiyorum bak ona göre!!!

Makyjımıda bir türlü tamamlamıyorsun hala eksikliklerim var. İnsan içine çıkamaz oldum. Biraz zaman ayır bana yoksa gümleyeceğim. İnternet alemi harcar adamı İstanbul’a benzemez. Yokolmak için uzun zamanın yoktur. Bu yüzden bir an önce makyajımı tamamlaman gerektiğini asla aklında çıkarma.

Makyaj demişken aklıma geldi. Sen hani photoshop öğrenecektin? Hani kodlar üzerinde oynamalarınla beni kendimden geçirecektin? Renk katsana ulan bana az. Zaman ayır zaman!!! Cumhuriyet bayramı nedeni ile pek üzerine gelmek istemiyorum bugün ama bugünün yarınıda olduğunu unutma. Bu yazı kalıcı olacak. Tekrar karşına çıkarmamı sağlayıp insan içinde rezil ettirme kendini. Bok kafalı!

Aslında bu ara içimden açıkça geçenler bunlar. Eminim bu şekilde hakaretlerle dolu bir yazı yazardı. Bir nevi mastürbasyon bu, sonuçlar ders olmaz ama üzer adamı…

Pas: Ekubio

Sayfalar: 1 2 3 4 5 ... 13 14 15 Sonraki »